<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>SAĞLIK - MM Haber</title>
<link>https://mmhaber.com/saglik/</link>
<description>sağlık ile ilgili güncel haberler</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://mmhaber.com</copyright>
<image>
<title>https://mmhaber.com</title>
<url>
https://mmhaber.com/images/genel/mmZlogo1.png
</url>
<link>https://mmhaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Isı Kubbesi Avrupa’yı Kavurdu: Binlerce Kişi Hayatını Kaybetti!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/isi-kubbesi-avrupayi-kavurdu-binlerce-kisi-hayatini-kaybetti.jpg" width="250"><br><p data-start="690" data-end="965">Avrupa’da Haziran ayının son günleri ile Temmuz ayının başında etkili olan <strong data-start="765" data-end="783">aşırı sıcaklar</strong>, yüzlerce can aldı. Yeni yayınlanan bilimsel bir araştırmaya göre, <strong data-start="851" data-end="882">iklim değişikliği olmasaydı</strong>, bu dönem Avrupa&#8217;da hissedilen sıcaklıklar <strong data-start="926" data-end="955">1 ila 4 derece daha düşük</strong> olacaktı.</p>
<strong data-start="971" data-end="1014">12 Şehirde 2.300 Sıcaklık Kaynaklı Ölüm</strong>
<p data-start="1015" data-end="1272">Araştırmaya göre, <strong data-start="1033" data-end="1075">Londra, Paris, Madrid, Barselona, Roma</strong> gibi 12 büyük Avrupa kentinde en az <strong data-start="1112" data-end="1126">2.300 ölüm</strong>, aşırı sıcaklar nedeniyle yaşandı. Bu ölümlerin <strong data-start="1175" data-end="1195">yaklaşık 1.500’ü</strong> yani <strong data-start="1201" data-end="1215">yüzde 65’i</strong>, insan kaynaklı iklim değişikliğiyle ilişkilendiriliyor.</p>


<p data-start="1276" data-end="1298"><strong data-start="1276" data-end="1287">Londra:</strong> 263 ölüm</p>


<p data-start="1301" data-end="1323"><strong data-start="1301" data-end="1312">Madrid:</strong> 317 ölüm</p>


<p data-start="1326" data-end="1347"><strong data-start="1326" data-end="1336">Paris:</strong> 235 ölüm</p>


<p data-start="1349" data-end="1558">Ölümlerin büyük çoğunluğunun <strong data-start="1378" data-end="1403">ileri yaş gruplarında</strong> gerçekleştiği belirtildi. Uzmanlar, yaşlanan Avrupa nüfusunun daha sık, daha uzun süren ve daha sıcak hava dalgalarına karşı savunmasız olduğunu kaydetti.</p>
<strong data-start="1564" data-end="1587">“Sessiz ama Yıkıcı”</strong>
<p data-start="1588" data-end="1898">Bilim insanları, sıcak hava dalgalarını &#8220;<strong data-start="1629" data-end="1661">sessiz ama yıkıcı felaketler</strong>&#8221; olarak tanımlayarak, sadece bu 12 şehirdeki verilerin bile gerçekte yaşanan tehlikenin küçük bir kısmını temsil ettiğini söyledi. Gerçek rakamların, Avrupa genelinde <strong data-start="1829" data-end="1844">on binlerce</strong> sıcaklık kaynaklı ölüme ulaşabileceği ifade ediliyor.</p>
<strong data-start="1904" data-end="1935">Isı Kubbesi Yeryüzüne Çöktü</strong>
<p data-start="1936" data-end="2250">Uzmanlara göre, <strong data-start="1952" data-end="1977">23 Haziran – 2 Temmuz</strong> tarihleri arasında Avrupa’nın üzerinde oluşan <strong data-start="2024" data-end="2056">yüksek basınçlı hava sistemi</strong>, yani “<strong data-start="2064" data-end="2079">ısı kubbesi</strong>”, sıcak ve kuru havayı bölgeye hapsederek sıcaklıkların rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Kuzey Afrika’dan gelen sıcak hava kütlesi de bu etkinin şiddetini artırdı.</p>
<p data-start="2252" data-end="2386"><strong data-start="2252" data-end="2296">Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı</strong>, 34°C’yi bulan sıcaklıklar nedeniyle <strong data-start="2334" data-end="2355">amber seviyesinde</strong> sıcaklık uyarısı yayımlamıştı.</p>

<strong data-start="2397" data-end="2419">Uzmanlardan Uyarı:</strong>
<p data-start="2420" data-end="2695">Küresel sıcaklık artışının 1,5°C&#8217;yi geçmesi durumunda, bu tür sıcak hava dalgalarının <strong data-start="2506" data-end="2552">daha sık, daha uzun süreli ve daha ölümcül</strong> hale geleceği uyarısında bulunuluyor. Avrupa’da alınacak önlemler, özellikle yaşlı ve savunmasız nüfusu korumak açısından hayati önem taşıyor.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/isi-kubbesi-avrupa-yi-kavurdu-binlerce-kisi-hayatini-kaybetti/2386/</link>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 11:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>12 Askerimizin Şehit Olmasına Sebep Olan Metan Gazı Nedir? Nasıl Zehirler?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/12-askerimizin-sehit-olmasina-sebep-olan-metan-gazi-nedir-nasil-zehirler.jpg" width="250"><br><p data-start="224" data-end="493">Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde, bir mağarada yürütülen arama-tarama sırasında <strong data-start="303" data-end="365">metan gazına maruz kalan 19 askerimizden 12’si şehit düştü</strong>. Bu acı olay, metan gazının ne olduğu, nasıl zehirlediği ve neden bu kadar tehlikeli olduğu konularını yeniden gündeme getirdi.</p>
<strong data-start="500" data-end="521">Metan Gazı Nedir?</strong>
<p data-start="523" data-end="882">Metan (CH₄), organik maddelerin çürümesi sonucu doğal olarak oluşan <strong data-start="591" data-end="641">renksiz, kokusuz ve zehirli olmayan bir gazdır</strong>. Ancak kapalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda biriktiğinde, oksijen seviyesini azaltarak ciddi sağlık riskleri oluşturur. Bu nedenle, özellikle mağara, maden, tünel gibi kapalı alanlarda metan gazı birikimi hayati tehlike yaratabilir.</p>
<p data-start="884" data-end="1088">Metan, atmosferde güçlü bir <strong data-start="912" data-end="925">sera gazı</strong> etkisi gösterir ve aynı zamanda <strong data-start="958" data-end="971">patlayıcı</strong> özellik taşır. Bu özellikleri nedeniyle hem sağlık hem de güvenlik açısından çok dikkat edilmesi gereken bir gazdır.</p>
<strong data-start="1095" data-end="1134">Metan Gazı Zehirlenmesi Nasıl Olur?</strong>
<p data-start="1136" data-end="1300">Metan gazı doğrudan toksik değildir; zehirlenme aslında ortamda bulunan oksijenin azalmasıyla oluşur. Metan birikimi, ortam oksijenini düşürür ve buna bağlı olarak;</p>


<p data-start="1304" data-end="1317">Baş dönmesi</p>


<p data-start="1320" data-end="1331">Sersemlik</p>


<p data-start="1334" data-end="1345">Yorgunluk</p>


<p data-start="1348" data-end="1357">Bulantı</p>


<p data-start="1360" data-end="1374">Bilinç kaybı</p>


<p data-start="1376" data-end="1520">gibi belirtiler ortaya çıkar. Eğer ortamdan derhal çıkılmazsa, solunum yetmezliği ve boğulma nedeniyle ölüme kadar gidebilen sonuçlar doğabilir.</p>
<p data-start="1522" data-end="1673">Bu yüzden kapalı alanlarda <strong data-start="1549" data-end="1579">gaz dedektörleri kullanmak</strong>, ortamın sürekli havalandırılmasını sağlamak ve güvenlik önlemlerini almak hayati önem taşır.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/12-askerimizin-sehit-olmasina-sebep-olan-metan-gazi-nedir-nasil-zehirler/2370/</link>
<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sağlık Bakanlığı’ndan Kavurucu Sıcaklar İçin Hayati Uyarı: Hayatınızı Riske Atmayın!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/saglik-bakanligindan-kavurucu-sicaklar-icin-hayati-uyari-hayatinizi-riske-atmayin.jpg" width="250"><br><p data-start="230" data-end="507">Türkiye genelinde etkisini artıran kavurucu sıcaklar ve yükselen nem oranları, özellikle risk gruplarını tehdit ediyor. Sağlık Bakanlığı, yaşlılar, hamileler, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların sıcak hava koşullarına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>
<p data-start="509" data-end="766">Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, <strong data-start="549" data-end="650">aşırı sıcakların sağlık üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği ve hayati tehlikeye yol açabileceği</strong> hatırlatıldı. Bu yüzden alınacak basit ama etkili önlemlerle bu risklerin büyük ölçüde azaltılabileceği belirtildi.</p>
<strong data-start="772" data-end="805">En Az 2,5-3 Litre Su İçilmeli</strong>
<p data-start="807" data-end="1084">Sıvı kaybının önlenmesi için özellikle sıcak günlerde günde en az <strong data-start="873" data-end="900">2,5-3 litre su içilmesi</strong> gerekiyor. Çay, kahve ve gazlı içeceklerin tüketiminin sınırlandırılması gerektiği ifade edilirken, yerine <strong data-start="1008" data-end="1072">ayran, maden suyu gibi mineralli içeceklerin tercih edilmesi</strong> öneriliyor.</p>
<strong data-start="1090" data-end="1142">Güneşin En Sert Olduğu Saatlerde Dışarı Çıkmayın</strong>
<p data-start="1144" data-end="1383">Sağlık Bakanlığı, günün en sıcak ve güneş ışınlarının en güçlü olduğu <strong data-start="1214" data-end="1283">11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması</strong> gerektiğine dikkat çekti. Dışarı çıkılması zorunlu ise şu önlemlerin alınması gerektiği belirtildi:</p>


<p data-start="1387" data-end="1415">Geniş kenarlı şapka takmak</p>


<p data-start="1418" data-end="1455">UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak</p>


<p data-start="1458" data-end="1501">Yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürmek</p>


<p data-start="1504" data-end="1555">Açık renkli, pamuklu ve bol giysiler tercih etmek</p>


<p data-start="1558" data-end="1602">Güneş altında uzun süre kalmaktan kaçınmak</p>


<strong data-start="1608" data-end="1649">Su Oranı Yüksek Besinleri Tercih Edin</strong>
<p data-start="1651" data-end="1984">Beslenme alışkanlıklarının hava koşullarına göre düzenlenmesi de büyük önem taşıyor. Bakanlık, sıcak havalarda <strong data-start="1762" data-end="1823">ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden uzak durulmasını</strong>, taze sebze ve meyve tüketiminin artırılmasını önerdi. Özellikle <strong data-start="1889" data-end="1968">salatalar ile karpuz, kavun gibi su oranı yüksek besinlerin tercih edilmesi</strong> tavsiye edildi.</p>
<p data-start="1986" data-end="2180">Öğünlerin küçük porsiyonlarda ve sık aralıklarla alınması gerektiği vurgulanırken, sıcak ve nemli havalarda yapılan egzersizlerin kalp üzerinde aşırı yük oluşturabileceği belirtildi. Bu nedenle:</p>


<p data-start="2184" data-end="2262">Fiziksel aktiviteler sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde yapılmalı</p>


<p data-start="2265" data-end="2329">Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında bol su tüketilmeli</p>


<p data-start="2332" data-end="2375">Yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı</p>


<p data-start="2377" data-end="2552">Sağlık Bakanlığı, tüm vatandaşları bu kurallara uymaya davet ederek, sıcak hava koşullarının zararlarından korunmanın en önemli yolunun bu basit tedbirler olduğunu ifade etti.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/saglik-bakanligi-ndan-kavurucu-sicaklar-icin-hayati-uyari-hayatinizi-riske-atmayin/2367/</link>
<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 09:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türkiye’de ‘Normal’ Kilolu Oranı Yüzde 33: Fazla Kilolu ve Obezite Artışta</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/turkiyede-normal-kilolu-orani-yuzde-33-fazla-kilolu-ve-obezite-artista.jpg" width="250"><br><p data-start="80" data-end="410">Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre, Türkiye genelinde yaklaşık 6,5 milyon kişinin boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Katılımcıların yüzde 47,1’ini erkekler, yüzde 52,9’unu ise kadınlar oluşturdu. Ölçümler sonucunda, 3 milyon 792 bin 730 kişinin vücut kitle indeksinin “normal” kilo aralığının üzerinde olduğu tespit edildi.</p>
<p data-start="412" data-end="614">Genel değerlendirmeye göre bireylerin yalnızca yüzde 6’sı “zayıf” kategorisinde yer aldı. Yüzde 33’ü “normal” kiloda bulunurken, yüzde 35’i “fazla kilolu”, yüzde 26’sı ise “obez” olarak sınıflandırıldı.</p>
<p data-start="616" data-end="977" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Cinsiyet bazında yapılan analizde, erkeklerde “fazla kilolu” olma oranı daha yüksekken, kadınlarda ise “obezite” oranının öne çıktığı görüldü. Bu veriler, sağlıklı kilo aralığında yer alan bireylerin toplumun sadece üçte birini oluşturduğunu ortaya koyarak, beslenme ve yaşam tarzı konusunda daha güçlü farkındalık çalışmaları yapılması gerektiğine işaret etti.</p>
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/turkiye-de-normal-kilolu-orani-yuzde-33-fazla-kilolu-ve-obezite-artista/2278/</link>
<pubDate>Sun, 06 Jul 2025 11:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Magnezyum Takviyesi Sabah mı Akşam mı Alınmalı? Uzmanlardan Önemli Tavsiyeler</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/magnezyum-takviyesi-sabah-mi-aksam-mi-alinmali-uzmanlardan-onemli-tavsiyeler.jpg" width="250"><br><p data-start="227" data-end="495">Magnezyum takviyesi kullanırken en çok merak edilen sorulardan biri, bu mineralin <strong data-start="328" data-end="374">sabah mı yoksa akşam mı alınması gerektiği</strong>dir. Uzmanlar, sadece dozajın değil, takviyenin alındığı zamanın da etkin fayda sağlamak için kritik olduğunu belirtiyor.</p>
<p data-start="497" data-end="552">Peki, magnezyum takviyesi hangi saatlerde daha faydalı?</p>


<p data-start="556" data-end="734"><strong data-start="556" data-end="577">Sabah alındığında</strong>: Zihinsel berraklık ve odaklanmayı artırmaya yardımcı olur. Ayrıca spor yapanlar için sabah veya spor sonrası alınması, kasların toparlanmasını destekler.</p>


<p data-start="737" data-end="848"><strong data-start="737" data-end="758">Akşam alındığında</strong>: Uyku kalitesini iyileştirir, gevşemeyi sağlar ve rahat bir uyku süreci için fayda sunar.</p>


<p data-start="850" data-end="1170">Uzmanlar, herkesin vücut ritmi ve ihtiyaçlarının farklı olduğunu, bu nedenle takviye zamanının kişisel yaşam tarzı ve sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Takviyeyi kullanacak kişinin, <strong data-start="1056" data-end="1116">vücudunun magnezyuma ihtiyaç duyduğu zamanı gözlemlemesi</strong> faydaların maksimum düzeyde alınmasına yardımcı olur.</p>
<p data-start="1172" data-end="1321"><strong data-start="1172" data-end="1187">Önemli Not:</strong> Bu bilgiler sadece genel bilgi amaçlıdır. Magnezyum takviyesi kullanmadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması gerekir.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/magnezyum-takviyesi-sabah-mi-aksam-mi-alinmali-uzmanlardan-onemli-tavsiyeler/2259/</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 12:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gençler Arasında Korkunç Trend: Steroid Kullanımı Hayatınızı Karartabilir!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/gencler-arasinda-korkunc-trend-steroid-kullanimi-hayatinizi-karartabilir.jpg" width="250"><br><p data-start="164" data-end="545">Yeşilay Genel Başkanı <strong data-start="205" data-end="220">Mehmet Dinç</strong>, son yıllarda gençler arasında hızla artan <strong data-start="264" data-end="310">steroid kullanımının ciddi sağlık riskleri</strong> taşıdığı konusunda uyarılarda bulundu. Tekirdağ’da katıldığı bir söyleşide konuşan Dinç, özellikle vücut geliştirmek isteyen gençlerin bilinçsizce kullandığı steroidlerin, <strong data-start="483" data-end="536">bağımlılık yaparak hayatlarını tehlikeye attığını</strong> söyledi.</p>
<p data-start="547" data-end="716">Dinç, steroidlerin sürekli daha iyi bir fiziksel görünüm ya da performans arzusu ile tekrarlayan bir döngüye dönüştüğünü ve bunun <strong data-start="677" data-end="705">bağımlılık oluşturduğunu</strong> vurguladı.</p>
<p data-start="718" data-end="906">Yeşilay’ın steroid bağımlılığıyla mücadeleye büyük önem verdiğini belirten Dinç, yüksek doz ve kontrolsüz steroid kullanımının şu ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini dile getirdi:</p>


<p data-start="909" data-end="927">Karaciğer hasarı</p>


<p data-start="930" data-end="952">Kalp rahatsızlıkları</p>


<p data-start="955" data-end="980">Hormonal dengesizlikler</p>


<p data-start="983" data-end="1004">Psikolojik problemler</p>


<p data-start="1006" data-end="1222">Öte yandan, Yeşilay Genel Başkanı, kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla <strong data-start="1076" data-end="1168">Yeşilay Dergisi&#8217;nin Aralık sayısında steroid bağımlılığı konusunun detaylıca işlendiğini</strong> ve bu sayının internetten erişime açıldığını duyurdu.</p>
<p data-start="1224" data-end="1379">Gençlerin sağlığı için önemli bir uyarı niteliği taşıyan bu çağrı, steroid kullanımının yol açabileceği tehlikelere karşı farkındalık yaratmayı hedefliyor.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/gencler-arasinda-korkunc-trend-steroid-kullanimi-hayatinizi-karartabilir/2258/</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 12:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Beslenme Uzmanları Uyardı: Bu Atıştırmalıklarla Hem Tok Kalın Hem Kilo Verin!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/beslenme-uzmanlari-uyardi-bu-atistirmaliklarla-hem-tok-kalin-hem-kilo-verin.jpg" width="250"><br><p data-start="195" data-end="490">Diyet yapanların en büyük zorluklarından biri olan açlık krizleri, doğru atıştırmalık seçimleriyle kontrol altına alınabiliyor. Beslenme uzmanları, <strong data-start="362" data-end="379">80-120 kalori</strong> aralığında tüketilen küçük porsiyonların kan şekerini dengede tutarak ani açlık hissini önlediğini belirtiyor.</p>
<p data-start="492" data-end="705">Uzmanlar, protein ve lif açısından zengin atıştırmalıkların tok kalma süresini uzattığını vurguluyor. İşte hem kalori kontrolü sağlayan hem de uzun süre tokluk hissi veren, kolay hazırlanan atıştırmalık önerileri:</p>


<p data-start="709" data-end="806"><strong data-start="709" data-end="738">Meyve ve Kuruyemiş Uyumu:</strong> 1 küçük muz ve 1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi (yaklaşık 96 kalori).</p>


<p data-start="809" data-end="894"><strong data-start="809" data-end="829">Protein Bombası:</strong> 1 su bardağı haşlanmış edamame (kabuksuz, yaklaşık 95 kalori).</p>


<p data-start="897" data-end="1002"><strong data-start="897" data-end="922">Lezzetli ve Doyurucu:</strong> 2 ince dilim hindi füme ve 1 dilim light kaşar peyniri (yaklaşık 100 kalori).</p>


<p data-start="1005" data-end="1104"><strong data-start="1005" data-end="1030">Sebzelerle Dip Keyfi:</strong> 1 orta boy havuç ve 1/3 avokadolu yoğurt dip sosu (yaklaşık 90 kalori).</p>


<p data-start="1107" data-end="1195"><strong data-start="1107" data-end="1125">Chia Mucizesi:</strong> 3 yemek kaşığı yoğurtlu chia pudingi ve tarçın (yaklaşık 100 kalori).</p>


<p data-start="1197" data-end="1378">Ayrıca, salatalık, kereviz sapı ve kabak şeritleri gibi düşük kalorili sebzeler (15-20 kalori) limonlu suda bekletilerek ferahlatıcı ve sağlıklı atıştırmalıklara dönüştürülebiliyor.</p>
<p data-start="1380" data-end="1597">Doğru atıştırmalıklar sayesinde hem tok kalmak mümkün oluyor hem de gereksiz kalori alımı engelleniyor. Beslenme uzmanları, bu tür pratik ve lezzetli seçeneklerin diyet sürecinde büyük destek sağladığını ifade ediyor.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/beslenme-uzmanlari-uyardi-bu-atistirmaliklarla-hem-tok-kalin-hem-kilo-verin/2256/</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 11:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İlaçlara Veda Edin: Çöpe Atılan Sarımsak Kabukları Meğer Şifa Deposuymuş!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/ilaclara-veda-edin-cope-atilan-sarimsak-kabuklari-meger-sifa-deposuymus.jpg" width="250"><br><p data-start="199" data-end="509">Soğuk havaların etkisiyle artan hastalıklara karşı sürekli ilaç kullanmaktan yorulduysanız ve doğal bir çözüm arıyorsanız, şifa mutfağınızda saklı olabilir! Uzun yıllardır “doğal antibiyotik” olarak bilinen sarımsağın kendisi kadar, <strong data-start="451" data-end="488">kabuklarının da sağlığa faydaları</strong> olduğu ortaya çıktı.</p>
<p data-start="511" data-end="818">Genellikle çöpe atılan <strong data-start="534" data-end="556">sarımsak kabukları</strong>, bağışıklığı güçlendiren antioksidanlar ve iltihap önleyici özelliklere sahip <strong data-start="635" data-end="656">fenilpropanoidler</strong> açısından oldukça zengin. Uzmanlara göre, düzenli kullanıldığında bu mütevazı kabuklar öksürükten toksin atılımına kadar pek çok konuda vücuda destek olabiliyor.</p>
Sarımsak Kabuğunun Faydaları:


<p data-start="856" data-end="891">Bağışıklık sistemini güçlendirir.</p>


<p data-start="894" data-end="931">Enfeksiyonlara karşı koruma sağlar.</p>


<p data-start="934" data-end="963">İltihap oluşumunu engeller.</p>


<p data-start="966" data-end="987">Öksürüğe iyi gelir.</p>


<p data-start="990" data-end="1037">Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.</p>


Sarımsak Kabuğu Nasıl Tüketilir?
<p data-start="1077" data-end="1168">Sarımsak kabuğundan faydalanmanın en yaygın yolu <strong data-start="1126" data-end="1145">çayını demlemek</strong>. İşte kolay bir tarif:</p>
<p data-start="1170" data-end="1187"><strong data-start="1170" data-end="1185">Malzemeler:</strong></p>


<p data-start="1190" data-end="1220">3-4 diş sarımsağın kabukları</p>


<p data-start="1223" data-end="1247">2 su bardağı kaynar su</p>


<p data-start="1250" data-end="1306">(İsteğe bağlı) bal, limon, portakal dilimi veya zencefil</p>


<p data-start="1308" data-end="1323"><strong data-start="1308" data-end="1321">Yapılışı:</strong></p>


<p data-start="1327" data-end="1364">Sarımsak kabuklarını iyice yıkayın.</p>


<p data-start="1368" data-end="1412">2 su bardağı kaynar suyu bir demliğe alın.</p>


<p data-start="1416" data-end="1452">Sarımsak kabuklarını suya ekleyin.</p>


<p data-start="1456" data-end="1510">Kısık ateşte yaklaşık <strong data-start="1478" data-end="1499">1 saat demlenmeye</strong> bırakın.</p>


<p data-start="1514" data-end="1572">Süzdükten sonra isterseniz limon veya bal ile tatlandırın.</p>


<p data-start="1574" data-end="1711">Günde <strong data-start="1580" data-end="1612">1 bardak düzenli tüketilmesi</strong> önerilen sarımsak kabuğu çayı, hafif keskin kokusuna rağmen sağladığı faydalarla ön plana çıkıyor.</p>
<p data-start="1713" data-end="1827">Artık sarımsağın sadece kendisi değil, <strong data-start="1752" data-end="1781">kabukları da doğal eczane</strong> gibi. Üstelik hiçbir katkı maddesi içermiyor!</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/ilaclara-veda-edin-cope-atilan-sarimsak-kabuklari-meger-sifa-deposuymus/2254/</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 10:46:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DİYABETTE İHMALE GELMEZ 7 YAZ ÖNLEMİ</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/diyabette-ihmale-gelmez-7-yaz-onlemi.jpg" width="250"><br><p>Yüksek sıcaklıklar, artan nem oranı ve tatil planları derken değişen günlük alışkanlıklar yaz mevsimini diyabet hastaları için zorlu bir döneme çevirebiliyor. Özellikle serinletici meyveler, soğuk içecekler ve dondurma gibi masum görünen yaz keyifleri ile öğün atlamaya yol açan uzun günler kan şekeri dengesini tehdit eden gizli tuzaklara dönüşebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja </strong>&#8220;Yaz mevsimi güzel ama diyabet hastaları açısından bir o kadar dikkat isteyen bir dönem. Su kaybından ilaçların saklanmasına dek birçok etken diyabetliler için sorun olabiliyor. Oysa basit ama etkili önlemlerle sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmek mümkün&#8221; diyor. Ülkemizde yaklaşık her 8 kişiden birinin diyabetinin olduğunu ama çoğunun bunun farkında bile olmadığını belirten Dr. Murrja &#8220;Diyabet kontrol altına alınmadığında; kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor&#8221; diye konuşuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja, diyabette ihmale gelmez 7 yaz önlemini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>&nbsp;</p>


<strong>Yaz meyvelerinde aşırıya kaçmayın!</strong>


<p>Karpuz, kavun, incir, üzüm gibi yaz meyveleri serinletici ve çok cazip olabilir. Ancak şeker oranları yüksektir ve ölçüsüz tüketildiklerinde kan şekerinde ani yükselmelere neden olur. Birçok kişi &#8220;doğal şeker&#8221; diyerek sınırsızca meyve yer ama diyabetli bireyler için porsiyon kontrolü çok önemli. Özellikle karpuz gibi glisemik indeksi yüksek meyveler büyük dilimlerle yendiğinde hızlı şeker yükselişi yaratır. Ayrıca meyveleri tek başına değil protein veya sağlıklı yağ içeren yiyeceklerle birlikte tüketmek kan şekerini daha dengeli yükseltmeye yardımcı olur. Tatilde de özellikle açık büfelerde sınırsız meyve tabağına kapılmak yerine ölçülü davranın.</p>
<p>&nbsp;</p>


<strong>Yanınızda küçük atıştırmalıklar bulundurun!</strong>


<p>Tatilde daha çok yürürüz, denize gireriz, hareket ederiz. Öğün saatleri kayar, atlanır. Tüm bunlar hipoglisemi riskini artırır. Sıcak havalarda kan şekerinin yalnızca yükselmesi değil, ani ve sinsi düşüşler de risklidir. Terleme ve sıvı kaybı vücudun glukoz kullanımını değiştirir. En büyük tehlike, hipogliseminin sıcaktan ayırt edilememesidir. Terleme, halsizlik, sersemlik sıcak çarpmasıyla karıştırılabilir. Bu yüzden ölçüm cihazınızı mutlaka yanınızda bulundurun ve düzenli ölçüm yapın. Daha önce de şeker düşüşleri yaşadıysanız yanınızda küçük atıştırmalıklar taşıyın.</p>


<strong>Gölge ve serin alanları tercih edin</strong>


<p>Öğle saatlerinde güneşin altında kalmak herkes için zorlayıcıdır ama diyabetli bireyler için daha da riskli olabilir. Vücut sıcaklık düzenlemesini yaparken damarlar genişler, sıvı-elektrolit dengesi bozulur ve kan şekeri beklenmedik şekilde oynar. Özellikle 11.00–16.00 arası doğrudan güneşe dikkat edin. İnce, açık renkli, pamuklu giysiler tercih edin. Basit gibi görünse de şapka ve güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin. Gölgelik veya klimalı alanlarda vakit geçirmek daha güvenlidir. Uzun süre dışarıda kalmanız gerekiyorsa mutlaka suyunuzu alın ve sık sık mola verin. Unutmayın, sıcak çarpması ciddi sonuçlara yol açabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>


<strong>Bol su tüketin</strong>


<p>Diyabet hastalarında susuzluk kan şekeri seviyelerinin daha da yükselmesine neden olabilir, çünkü vücut fazla şekeri idrarla atarken su da kaybeder. Bol su içmek, böbreklerin düzgün çalışmasına, toksinlerin atılmasına ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Suyun yerine şekerli içecekler veya gazlı içecekler tüketmek kan şekerini yükselttiği için tehlikelidir. Yazın özellikle açık havada geçirilen sürelere dikkat ederek her saat başı su içmeyi hatırlamak önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>


<strong>Hareketi doğru planlayın </strong>


<p>Yaz mevsimi açık hava yürüyüşleri, yüzme veya spor yapmak için idealdir. Ancak sıcak havada kontrolsüz veya aşırı egzersiz, kan şekerinin hızla düşmesine sebep olabilir. Fiziksel aktivitenin günün serin saatlerinde (sabah erken veya akşamüstü) planlanması, egzersiz öncesi ve sonrası kan şekerinin ölçülmesi önerilir. Ayrıca su kaybını önlemek için egzersiz sırasında yeterli su içmek gerekir. Tatilde spor yaparken bu planlama ihmal edilebiliyor ama önceden planlı hareket birçok sıkıntıdan kurtarır.</p>
<p>&nbsp;</p>


<strong>Tatilde ilaçlarınızı ihmal etmeyin!</strong>


<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja &#8220;Tatilde öğün saatlerinin değişmesi, aktivitelerin artması veya serinlemek için dışarıda uzun süre vakit geçirilmesi ilaç saatlerini unutmaya yol açabilir. Bu nedenle seyahate çıkmadan önce tedavi planı gözden geçirilmeli, ilaçlar için serin saklama çantaları hazırlanmalı ve doz saatleri mutlaka hatırlatıcılarla planlanmalıdır. Yaz tatili keyfini riske atmamak için tedaviyi aksatmamak önemli; kısa bir ihmal bile ciddi kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir&#8221; diyor.</p>
<p>&nbsp;</p>


<strong>Tatil rehavetine kapılmayın</strong>


<p>Yazın getirdiği tatlı rehavet sağlık kontrollerini erteleme alışkanlığına yol açabilir. Ancak diyabet dört mevsim kontrol gerektirir. Düzenli kontroller sadece kan şekerine değil, böbrek fonksiyonlarına ve diğer komplikasyon risklerine de bakar. Tatile çıkmadan önce kontrollerinizi yaptırın. Ölçüm cihazınızı ve günlük kayıtlarınızı ihmal etmeyin. Kısa vadede &#8220;tatildeyim ne olacak&#8221; diye düşünüp sağlığınızı riske atmayın. Unutmayın; basit ama etkili önlemlerle sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmek mümkün!</p>
<p><strong> </strong></p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/diyabette-ihmale-gelmez-7-yaz-onlemi/2195/</link>
<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 12:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>3 yaşındaki çocuğun kulağına kene yapıştı! Mahalleli tedirgin</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/3-yasindaki-cocugun-kulagina-kene-yapisti-mahalleli-tedirgin.jpg" width="250"><br><p data-start="81" data-end="344">Kocaeli’nin İzmit ilçesi <strong data-start="120" data-end="171">Yenişehir Mahallesi’ndeki Fahri Akbaş Parkı’nda</strong> yürek burkan bir olay yaşandı. Parkta oyun oynayan <strong data-start="223" data-end="281">3 yaşındaki Z.Ç. isimli çocuğun kulağına kene yapıştı.</strong> Durumu fark eden ailesi, küçük çocuğu hemen hastaneye götürdü.</p>
<p data-start="346" data-end="533">Hastanede yapılan müdahale sonucu, Z.Ç.’nin kulağına yapışan <strong data-start="407" data-end="426">kene çıkarıldı.</strong> Yetkililer, çocuğun genel sağlık durumunun iyi olduğunu ve hayati bir tehlikesinin bulunmadığını bildirdi.</p>
<p data-start="535" data-end="740">Olay sonrası <strong data-start="548" data-end="590">mahalle sakinleri büyük endişe yaşadı.</strong> Aileler, çocuklarının açık alanlarda oyun oynarken risk altında olduğunu dile getirerek, <strong data-start="680" data-end="720">parkların düzenli olarak ilaçlanması</strong> çağrısında bulundu.</p>
<p data-start="742" data-end="1008" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Yetkililerden park ve yeşil alanlarda <strong data-start="780" data-end="834">daha sık denetim ve ilaçlama çalışmaları yapılması</strong> isteniyor. Özellikle yaz aylarında artış gösteren kene vakaları, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği için uzmanlar da vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/3-yasindaki-cocugun-kulagina-kene-yapisti-mahalleli-tedirgin/2097/</link>
<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 12:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kanser Tedavisinde Tarihi Mantardan Umut: “Mumyanın Laneti” İlaç Olabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/kanser-tedavisinde-tarihi-mantardan-umut-mumyanin-laneti-ilac-olabilir.jpg" width="250"><br><p data-start="435" data-end="828">Bilim dünyası, antik mezarlardan günümüze uzanan bir keşifle çalkalanıyor. Arkeologlar arasında “mumyanın laneti” olarak bilinen <strong data-start="564" data-end="586">Aspergillus flavus</strong> adlı mantar, bu kez korkuyla değil, umutla anılıyor.<br data-start="639" data-end="642" />Pensilvanya Üniversitesi liderliğinde yürütülen çok merkezli bir araştırma, bu mantarın <strong data-start="730" data-end="791">lösemi gibi kanser türlerini durdurabilecek yeni ilaçlara</strong> kapı aralayabileceğini ortaya koydu.</p>
<strong data-start="834" data-end="899">Yeni Moleküller, Kanser Hücrelerine Karşı Güçlü Etki Gösterdi</strong>
<p data-start="901" data-end="1253">Nature Chemical Biology dergisinde yayımlanan çalışmada, mantardan <strong data-start="968" data-end="987">“asperigimisin”</strong> adı verilen dört yeni molekül izole edildi. Test edilen bu moleküllerden ikisi, <strong data-start="1068" data-end="1111">hiçbir kimyasal modifikasyon yapılmadan</strong> lösemi hücrelerini baskılamayı başardı. Bu moleküllerden biri, halihazırda FDA onaylı kemoterapi ilaçlarıyla benzer etkinlik düzeyi gösterdi.</p>
<p data-start="1255" data-end="1432">Araştırmanın baş yazarı Doç. Dr. Sherry Gao, “Mantarlar bize penisilini verdi. Bu bulgular, doğada hâlâ keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda güçlü bileşik olduğunu gösteriyor” dedi.</p>
<strong data-start="1438" data-end="1503">Mikrotübül Oluşumunu Engelleyerek Tümör Gelişimini Durduruyor</strong>
<p data-start="1505" data-end="1812">Asperigimisin bileşikleri, kanser hücrelerinin <strong data-start="1552" data-end="1628">mikrotübül adı verilen hücre iskeleti yapılarını oluşturarak bölünmesini</strong> engelliyor. Bu da tümörlerin büyüme sürecini doğrudan yavaşlatıyor. Bilim insanlarına göre bu mekanizma, geleneksel kemoterapilere alternatif veya destekleyici bir yaklaşım sunabilir.</p>
<strong data-start="1818" data-end="1856">Tarımda Zararlı, Tıpta Umut Verici</strong>
<p data-start="1858" data-end="2129">Toprakta yaygın bulunan Aspergillus flavus, tarım ürünlerini enfekte ederek ciddi ekonomik zararlar yaratabiliyor. Bağışıklık sistemi zayıf bireylerde de enfeksiyona yol açabilen bu mantar, şimdi ise <strong data-start="2058" data-end="2106">kanser tedavisi için potansiyel bir müttefik</strong> haline gelmiş durumda.</p>
<strong data-start="2135" data-end="2194">Uluslararası Katkı, Klinik Araştırma Aşamasına Hazırlık</strong>
<p data-start="2196" data-end="2511">Araştırmaya ABD’den Rice, Pittsburgh, Teksas ve Washington Üniversiteleri ile Baylor Tıp Fakültesi; Avrupa’dan ise Porto Üniversitesi katkı sundu.<br data-start="2342" data-end="2345" />Şimdi hedef, bu moleküllerin <strong data-start="2374" data-end="2420">hayvan modellerinde etkinliğini test etmek</strong>, ardından da <strong data-start="2434" data-end="2461">insan klinik denemeleri</strong> ile tedaviye dönüşüp dönüşemeyeceğini araştırmak.</p>
<p data-start="2513" data-end="2723">Çalışma, <strong data-start="2522" data-end="2561">ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH)</strong> tarafından finanse edildi. Bilindiği üzere NIH, eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde 18 milyar dolarlık bir bütçe kesintisi tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/kanser-tedavisinde-tarihi-mantardan-umut-mumyanin-laneti-ilac-olabilir/2064/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 19:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzmanlardan Uyarı: Akciğer Hastaları Yüksek Rakımlı Bölgelere Dikkat!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/uzmanlardan-uyari-akciger-hastalari-yuksek-rakimli-bolgelere-dikkat.jpg" width="250"><br><p data-start="106" data-end="508">Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek, akciğer hastalarının yüksek rakımlı bölgelere çıkarken büyük risk altında olduğunu belirtti. Rakım arttıkça atmosferdeki oksijen miktarı ve basıncının düştüğünü vurgulayan Ayçiçek, özellikle kronik solunum problemi yaşayan bireylerin bu durumdan olumsuz etkilendiğini söyledi.</p>
<p data-start="510" data-end="951">Yayla ve yüksek rakımlı bölgelere “daha temiz hava” beklentisiyle yönelmenin akciğer hastaları için fayda yerine zarar getirebileceğini belirten uzman, deniz seviyesindeki oksijen basıncının bu hastalar için daha avantajlı olduğunu dile getirdi. Oksijen seviyesi normal olanların yüksek rakımlı yerlere çıkmasında sakınca olmadığını ifade eden Ayçiçek, ancak oksijen desteği alan hastaların bu bölgelerde kalmaması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p data-start="953" data-end="1245" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Ayçiçek, yaşın değil kandaki oksijen seviyesinin belirleyici olduğunu ve kronik akciğer hastalarının mutlaka doktor kontrolünde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Yaz aylarında yüksek rakımlı bölgelere giden kronik akciğer hastalarının özellikle dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/uzmanlardan-uyari-akciger-hastalari-yuksek-rakimli-bolgelere-dikkat/2059/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 16:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Veremediğiniz kiloların sebebi lipödem hastalığı olabilir!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/veremediginiz-kilolarin-sebebi-lipodem-hastaligi-olabilir.jpg" width="250"><br><p data-start="60" data-end="352">Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer’in açıklamalarına göre, özellikle bacaklarda simetrik ama üst vücutla orantısız yağ birikimiyle kendini gösteren lipödem, genetik ve hormonal faktörlere bağlı kronik bir bağ dokusu hastalığıdır. Ergenlik, gebelik ve menopoz gibi dönemlerde şiddetlenebilir.</p>
<p data-start="354" data-end="393"><strong data-start="354" data-end="391">Lipödem sadece kilo sorunu değil:</strong></p>


<p data-start="396" data-end="481">Ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve dokunmaya duyarlılık gibi belirtilerle seyreder.</p>


<p data-start="484" data-end="576">Diyet ve egzersizle kolayca çözülemez, çünkü sorun motivasyondan çok fizyolojik dirençtedir.</p>


<p data-start="578" data-end="613"><strong data-start="578" data-end="611">Tedavi ve beslenme önerileri:</strong></p>


<p data-start="616" data-end="715">Sadece kilo vermek değil, inflamasyonu azaltmak, lenf ve dolaşım sistemini desteklemek önemlidir.</p>


<p data-start="718" data-end="935">Anti-inflamatuvar etkisi olan mevsim sebzeleri, kırmızı-mor meyveler (yaban mersini, böğürtlen, nar), zeytinyağı, avokado, çiğ kuruyemişler, omega-3 zengini balıklar (somon, sardalya), zerdeçal ve zencefil önerilir.</p>


<p data-start="938" data-end="1078">Basit şeker, beyaz un ve işlenmiş karbonhidratlardan uzak durulmalı, tam tahıllar, baklagiller ve yüksek lifli gıdalar tercih edilmelidir.</p>


<p data-start="1081" data-end="1131">Her öğünde protein kaynağı mutlaka bulunmalıdır.</p>


<p data-start="1134" data-end="1326">Günde 2-2,5 litre su içilmeli, magnezyum (koyu yeşil yapraklılar, badem, kakao), potasyum (muz, avokado, patates, pancar) ve C vitamini (maydanoz, kivi, turunçgiller) alımı desteklenmelidir.</p>


<p data-start="1329" data-end="1448">Süt ürünleri ve gluten bazı hastalarda inflamasyonu artırabilir; bu nedenle uzman kontrolünde eleme diyeti yapılabilir.</p>


<p data-start="1450" data-end="1700"><strong data-start="1450" data-end="1478">Duygusal boyutu da ağır:</strong><br data-start="1478" data-end="1481" />Lipödemin fiziksel belirtilerinin yanı sıra duygusal yükü de vardır; uzun süre sonuç alınamaması suçluluk ve dışlanmışlık duygusuna yol açabilir. Ancak doğru beslenme ve tedavi yaklaşımlarıyla kontrol altına alınabilir.</p>
<p data-start="1702" data-end="1814" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Kilo veremiyorsanız ve bacaklarınızdaki bu belirtiler varsa, lipödem açısından bir uzmana başvurmanız önemlidir.</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/veremediginiz-kilolarin-sebebi-lipodem-hastaligi-olabilir/2057/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 15:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Asla görmezden gelmemeniz gereken 6 semptom!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/asla-gormezden-gelmemeniz-gereken-6-semptom.jpg" width="250"><br><p data-start="46" data-end="238">Çoğu ağrı ve sızı genellikle zararsızdır, ancak bazı belirtiler acil müdahale gerektirebilir. Uzmanlar, aşağıdaki semptomları yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurmasını öneriyor:</p>


<p data-start="243" data-end="338"><strong data-start="243" data-end="277">Göğüs ağrısı ve nefes darlığı:</strong> Kalp krizi veya akciğer problemlerinin habercisi olabilir.</p>


<p data-start="342" data-end="425"><strong data-start="342" data-end="373">Ani ve şiddetli baş ağrısı:</strong> Beyin kanaması veya felç riskine işaret edebilir.</p>


<p data-start="429" data-end="515"><strong data-start="429" data-end="459">Bilinç kaybı veya bayılma:</strong> Beyin fonksiyonlarında ciddi sorunlara dair uyarıdır.</p>


<p data-start="519" data-end="614"><strong data-start="519" data-end="556">Ani görme veya konuşma bozukluğu:</strong> İnme (felç) belirtisi olabilir, hızlı müdahale şarttır.</p>


<p data-start="618" data-end="726"><strong data-start="618" data-end="644">Şiddetli karın ağrısı:</strong> Apandisit, safra kesesi ya da bağırsak tıkanıklığı gibi acil durumlar olabilir.</p>


<p data-start="730" data-end="820"><strong data-start="730" data-end="764">Yüksek ateş ve boyun sertliği:</strong> Menenjit gibi ciddi enfeksiyonların belirtisi olabilir.</p>


<p data-start="822" data-end="958" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bu belirtilerden herhangi biri yaşandığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak hayat kurtarıcıdır. Sağlığınızı ihmal etmeyin!</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/asla-gormezden-gelmemeniz-gereken-6-semptom/2056/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 15:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Masum Gibi Başlayan, Ciddi Sorunlara Yol Açabilen Alerjik Rinite Dikkat!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/masum-gibi-baslayan-ciddi-sorunlara-yol-acabilen-alerjik-rinite-dikkat.jpg" width="250"><br><p data-start="74" data-end="364">Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Asiye Merve Erdoğan, burun tıkanıklığı, öksürük ve kaşıntı gibi hafif belirtilerle başlayan alerjik rinitin, zamanında tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Erdoğan, alerjilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p data-start="366" data-end="751">Bahar ve yaz aylarında vücudun bazı çevresel maddeleri yabancı olarak algılayıp savunma mekanizmasını devreye sokması sonucu ortaya çıkan alerjik reaksiyonların; burun akıntısı, hapşırık, öksürük ve burun ile boğazda kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Erdoğan, bu şikayetlerin başlangıçta hafif seyretse de yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyebileceğini söyledi.</p>
<p data-start="753" data-end="1102">Alerjenden uzak kalmanın her zaman mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, belirtileri kontrol altına almak için mutlaka hekim önerisiyle ilaç kullanımının gerektiğini belirtti. Ağızdan alınan ilaçlar ve burun spreyleriyle semptomların hafifletilebileceğini ancak bu ilaçların yan etkilerinin (uyku hali, bulantı, nadiren kusma) olabileceğini söyledi.</p>
<p data-start="1104" data-end="1345">Tedavi edilmeyen alerjik rinitin horlama, uyku apnesi, kronik sinüzit ve orta kulakta sıvı birikimi gibi sorunlara yol açabileceğini aktaran Erdoğan, özellikle orta kulakta biriken sıvının kalıcı işitme kaybına neden olabileceğini vurguladı.</p>
<p data-start="1347" data-end="1785" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Alerjik belirtilerin üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabileceğine dikkat çeken Erdoğan, bu nedenle yanlışlıkla antibiyotik kullanımının tedavisizliğe ve komplikasyonlara yol açabileceğini söyledi. Doğru tanının önemini vurgulayan Erdoğan, erken tanı ile hem kısa hem uzun vadede komplikasyonların önlenebileceğini, özellikle çocuklarda işitme ve konuşma gelişimi açısından bu tablonun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>
<p data-start="1347" data-end="1785" data-is-last-node="" data-is-only-node="">
<p data-start="1347" data-end="1785" data-is-last-node="" data-is-only-node="">
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/masum-gibi-baslayan-ciddi-sorunlara-yol-acabilen-alerjik-rinite-dikkat/2037/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 22:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kolonya Dökmeyin, Ateş Basmayın! Kene Çıkarırken Yapılan Yanlışlar Ölümle Sonuçlanabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/kolonya-dokmeyin-ates-basmayin-kene-cikarirken-yapilan-yanlislar-olumle-sonuclanabilir.jpg" width="250"><br><p data-start="176" data-end="420">Dr. Özbay, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının, keneler yoluyla bulaşan ciddi bir enfeksiyon olduğunu vurguladı. Özellikle kene çıkarılırken yapılan hataların hastalık riskini artırdığını belirten uzman, şu kritik uyarılarda bulundu:</p>
<p data-start="422" data-end="654">“Kene üzerine sigara basmak, kolonya, alkol ya da deterjan gibi kimyasal maddeler dökmek kesinlikle doğru değil. Bu uygulamalar, kenenin tükürük bezlerinden virüs salgılamasına yol açarak, virüsün kana karışma ihtimalini yükseltir.”</p>
<p data-start="656" data-end="683"><strong data-start="656" data-end="683">Keneyi Nasıl Çıkarmalı?</strong></p>
<p data-start="685" data-end="1027">Keneyi vücuda tutunduğu anda vakit kaybetmeden çıkarmak gerekir, ancak kesinlikle çıplak elle dokunulmamalıdır. En uygun araçlar cımbız, eldiven ya da naylon poşettir. Dr. Özbay, “Kene ezilmeden, tek hareketle ve vücuda dik açıyla çekilerek çıkarılmalıdır. Kendi kendine çıkaramayanlar mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.” dedi.</p>
<p data-start="1029" data-end="1086"><strong data-start="1029" data-end="1086">Her Kene Hastalık Taşımaz, Ama Dikkatli Olmak Gerekir</strong></p>
<p data-start="1088" data-end="1334">Her kenenin KKKA virüsü taşımadığını hatırlatan Dr. Özbay, yine de riskin tamamen ortadan kalkmadığını ve kene teması sonrası 10 günün çok kritik olduğunu belirtti. Bu süreçte aşağıdaki belirtiler görülürse vakit kaybetmeden doktora başvurulmalı:</p>


<p data-start="1338" data-end="1351">Yüksek ateş</p>


<p data-start="1354" data-end="1375">Kas ve karın ağrısı</p>


<p data-start="1378" data-end="1385">İshal</p>


<p data-start="1388" data-end="1395">Kusma</p>


<p data-start="1397" data-end="1429"><strong data-start="1397" data-end="1429">“Keneler Zıplamaz, Tırmanır”</strong></p>
<p data-start="1431" data-end="1715">Kenelerin zıplamadığını, ot ve çalılıklardan tırmanarak vücuda ulaştığını ifade eden Dr. Özbay, özellikle saç dipleri, kulak arkası, koltuk altı ve kasık gibi bölgelerin sık sık kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Açık araziden dönüşte mutlaka vücut detaylıca gözden geçirilmelidir.</p>
<p data-start="1431" data-end="1715">
<p data-start="1431" data-end="1715">
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/kolonya-dokmeyin-ates-basmayin-kene-cikarirken-yapilan-yanlislar-olumle-sonuclanabilir/2036/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 21:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bakanlık ‘Sessiz Tehlike’ İçin Harekete Geçiyor: Zayıflama Çaylarına Alarm!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/bakanlik-sessiz-tehlike-icin-harekete-geciyor-zayiflama-caylarina-alarm.jpg" width="250"><br><p data-start="195" data-end="538">Kontrolsüz bir şekilde piyasaya sürülen bitki çayları, halk sağlığını tehdit ediyor. Özellikle <strong data-start="304" data-end="348">zayıflama amaçlı kullanılan poşet çaylar</strong>, içerdikleri yüzlerce kimyasal madde nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. <strong data-start="437" data-end="505">Karaciğer ve böbrek yetmezliği, sinir sistemi hasarı, hatta ölüm</strong> bu tehlikelerin başında geliyor.</p>
<strong data-start="544" data-end="587">Aksaray’daki Vaka Alarm Zillerini Çaldı</strong>
<p data-start="588" data-end="871">Aksaray’da yaşanan olay, bu sessiz tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. <strong data-start="666" data-end="692">24 yaşındaki bir kadın</strong>, sık tükettiği zayıflama çayı nedeniyle <strong data-start="733" data-end="757">karaciğer yetmezliği</strong> yaşadı ve <strong data-start="768" data-end="801">organ nakliyle hayata tutundu</strong>. Olayın ardından <strong data-start="819" data-end="870">bitki çaylarının denetimi yeniden gündeme geldi</strong>.</p>
<strong data-start="877" data-end="935">Bakanlık Devrede: Ruhsatsız Ürünler Raflardan Kalkacak</strong>
<p data-start="936" data-end="1316"><strong data-start="936" data-end="956">Sağlık Bakanlığı</strong>, geleneksel bitkisel tıbbi ürün sınıfına giren çayların sadece <strong data-start="1020" data-end="1055">eczanelerde ve ruhsatlı şekilde</strong> satılması için harekete geçti.<br data-start="1086" data-end="1089" /><strong data-start="1089" data-end="1164">Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar</strong>, “Bu ürünlerin denetimsiz şekilde piyasaya sunulması halk sağlığı açısından ciddi riskler doğuruyor. Sadece onaylı ürünler tüketilmeli” diyerek uyardı.</p>
<strong data-start="1322" data-end="1365">Sinir Sistemi ve Genetik Yapı Tehlikede</strong>
<p data-start="1366" data-end="1647">Prof. Ayar, bazı maddelerin <strong data-start="1394" data-end="1468">sinir sistemi ve damar sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere sahip olduğunu</strong>, hatta <strong data-start="1476" data-end="1511">genetik hasara yol açabildiğini</strong> belirtti. Kurumun 190 bitki türüne ait <strong data-start="1551" data-end="1575">monograf çalışmaları</strong> ile üretim kalitesinin ve içerik standardının artırılması hedefleniyor.</p>
<strong data-start="1653" data-end="1709">Avrupa’da 30 Ölümle Sonuçlanan Vaka: Uyarı Çok Ciddi</strong>
<p data-start="1710" data-end="2160"><strong data-start="1710" data-end="1785">Başkent Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Başaran</strong>, bitkilerin mutlaka bilimsel adıyla tanınması gerektiğini vurguladı. Avrupa’da, <strong data-start="1866" data-end="1972">zayıflama çayı Stephania tetrandra yerine yanlışlıkla Aristolochia fangchi kullanılan 104 vakadan 30’u</strong> ölümle sonuçlandı.<br data-start="1991" data-end="1994" />Başaran, “Türkiye’de de papatya, kantaron, kekik gibi masum görülen bitkilerin yüksek dozda ve uzun süreli kullanımının organ hasarına neden olduğunu biliyoruz” dedi.</p>
<strong data-start="2166" data-end="2197">Uzmanlardan Vatandaşa Uyarı</strong>
<p data-start="2198" data-end="2506">Uzmanlar, bitki çayı kullanacak vatandaşlara şu çağrıda bulunuyor:<br data-start="2264" data-end="2267" />&#x1f539; <strong data-start="2270" data-end="2326">Sadece Sağlık Bakanlığı onaylı ürünleri tercih edin.</strong><br data-start="2326" data-end="2329" />&#x1f539; <strong data-start="2332" data-end="2381">Zayıflama amacıyla bilinçsiz ürün tüketmeyin.</strong><br data-start="2381" data-end="2384" />&#x1f539; <strong data-start="2387" data-end="2433">Ürünleri yalnızca eczanelerden temin edin.</strong><br data-start="2433" data-end="2436" />&#x1f539; <strong data-start="2439" data-end="2506">Uzun süreli kullanımlarda mutlaka hekim ya da eczacıya danışın.</strong></p>
<p data-start="2508" data-end="2685"><strong data-start="2508" data-end="2597">Denetimsiz bitki çaylarının, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına neden olabileceği</strong> bir kez daha ortaya konurken, Sağlık Bakanlığı’nın alacağı önlemler merakla bekleniyor.</p>
<p data-start="2508" data-end="2685">
<p data-start="2508" data-end="2685">
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/bakanlik-sessiz-tehlike-icin-harekete-geciyor-zayiflama-caylarina-alarm/2022/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 12:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇOCUKLARDA GASTROENTERİT TEHLİKESİNE DİKKAT!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/cocuklarda-gastroenterit-tehlikesine-dikkat.jpg" width="250"><br><p>Mide ve bağırsak sisteminin genellikle enfeksiyon kaynaklı iltihabı olan ve halk arasında &#8220;mide gribi&#8221; olarak bilinen gastroenterit, ülkemizde çocukluk çağının en sık görülen hastalıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki enfeksiyonların yaygın olduğu yaz aylarında çocuk acil servislerinin en kalabalık hasta grubunu,  gastroenterit geçiren çocuklar oluşturuyor. <b>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin,</b> sulu ishal, mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı gibi sorunlarla acil servise getirilen her iki çocuktan 1&#8217;ine gastroenterit tanısı konulduğunu belirterek, &#8220;Bu oran, bazı bölgelerde yüzde 60&#8217;lara kadar çıkabilir. Dolayısıyla, bu hastalık sadece bireysel değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da önemli bir sorun olarak kabul edilir&#8221; diyor. <b></b></p>
<p><b> </b><b></b></p>
<p><b>24 saat içinde iyileşme görülmüyorsa&#8230;</b><b></b></p>
<p>Gastroenterit, çoğu zaman toplumda hafif ve geçici bir hastalık gibi algılanıyor; ancak özellikle küçük çocuklarda hızla dehidratasyona yol açabileceği için hayati risk taşıyabilecek klinik bir tabloya dönüşebiliyor. Bu noktada en kritik konu, ebeveynlerin belirtileri erken fark etmeleri ve çocuğun genel durumunu yakından izlemeleri. <b>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin,</b> zamanında fark edilip doğru şekilde yönetilirse gastroenterit hastalığının genellikle tamamen düzeldiğini belirterek, &#8220;Ancak gecikmiş müdahaleler çocuk sağlığı açısından ciddi sonuçlara yol açabilir. Özellikle küçük çocuklarda hızlı sıvı kaybı (dehidratasyon) gelişirse ve tedavi edilmezse böbrek fonksiyonları bozulabilir, bilinç değişikliği görülebilir ve nadiren de olsa hayati risk oluşabilir. Bu yüzden gastroenterit basit bir ishal gibi görülmemeli, çocuğun genel durumu her zaman öncelikli değerlendirme kriteri olmalıdır. Ayrıca unutulmamalı ki bazı gastroenterit vakaları bakteriyel veya paraziter kökenli olabilir ve evde yapılan müdahaleler yetersiz kalabilir. Bu nedenle, belirtiler başladıktan sonra 24 saat içinde iyileşme görülmüyorsa ya da çocuk sıvı alamıyorsa, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır&#8221; uyarısında bulunuyor. <b></b></p>
<p><strong> </strong><b></b></p>
<p><strong>Yaz aylarında çok sık görülüyor, çünkü&#8230;</strong><b></b></p>
<p><b> </b><b></b></p>
<p>Yaz mevsiminin, gastroenterit tablolarının en sık görüldüğü dönemlerden biri olduğu belirtiliyor. Zira, sıcak hava nedeniyle gıdalar daha fazla bozuluyor ve dışarıda tüketilen yiyecek ile içeceklerin hijyen koşullarının kontrolü zorlaşıyor. Ayrıca yüzme havuzları, plajlar ve açık hava aktiviteleri sırasında çocukların kirli suyla temas edebilmeleri de bir başka önemli riski oluşturuyor.<b></b></p>
<p><strong> </strong><b></b></p>
<p><strong>Özellikle 2 yaş altındaki bebekler büyük risk altında!</strong><b></b></p>
<p><strong> </strong><b></b></p>
<p>Gastroenterit her yaş grubunda görülse de en çok 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocukları etkiliyor. Özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde bağışıklık sisteminin henüz gelişmemiş olması ve vücutlarının sıvı kaybına karşı daha savunmasız olması nedeniyle hastalık daha hızlı ve ağır seyredebiliyor. Dr. Giray Girgin, dolayısıyla bu yaş grubunda enfeksiyonlara karşı hem dikkatli olmanın hem de erken müdahalenin çok daha büyük önem taşıdığını vurguluyor. <b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>&#8220;Su içebiliyorsa ciddi bir sorun yoktur&#8221; hatasına düşmeyin! </b><b></b></p>
<p>Toplumda sıkça duyulan hatalı inanışlardan biri, &#8220;Çocuk bir şey yemese de su içebiliyorsa ciddi bir sorun yoktur&#8221; düşüncesi oluyor. &#8220;Oysa gastroenterit vakalarında sadece sıvı kaybı değil, elektrolit dengesizlikleri de gelişebilir&#8221; uyarısında bulunan Dr. Giray Girgin, şunları söylüyor: &#8220;Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar bu dengesizliklere karşı daha hassastır ve hızlı müdahale gerektirecek tablolar ortaya çıkabilir. Bu nedenle ağızdan sıvı alımı tek başına yeterli bir gösterge olarak değerlendirilmemeli, çocuğun genel durumu, idrar çıkışı ve hidrasyon bulguları bütüncül şekilde göz önünde bulundurulmalıdır.&#8221;</p>
<p><b> </b><b></b></p>
<p><b>Halk arasında &#8220;mide gribi&#8221; olarak biliniyor, ancak! </b><b></b></p>
<p>Halk arasında &#8220;mide gribi&#8221; olarak bilinse de bu hastalık grip virüsüyle değil; bağırsaklara yerleşen virüs, bakteri veya parazitlerle meydana geliyor.<b> </b>Gastroenteritin en yaygın nedeni ise virüsler oluyor. Özellikle rota virüsün çocukluk çağında en sık rastlanan viral gastroenterit etkeni olduğunu söyleyen Dr. Giray Girgin,<b> </b> &#8220;Rota virüs dışında noro virüs, adeno virüs ve astro virüs gibi başka virüsler de benzer tabloya neden olabilir. Daha nadiren ise bakteriler ve parazitler sorumlu olabilir&#8221; bilgisini veriyor.<b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>Bu belirtiler varsa, zaman kaybetmeyin!</b><b></b></p>
<p>Gastroenterit tablosunda çocuklarda en yaygın görülen belirti, sulu ishal oluyor. Buna ek olarak; kusma, karın ağrısı, ateş, halsizlik ve iştahsızlık da sık görülüyor. Hastalık ilerledikçe vücut sıvı kaybediyor; çocukta ağız kuruluğu, gözyaşında azalma ile ciltte kuruluk gibi dehidratasyon bulguları ortaya çıkıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin,<b> </b>erken tanı sayesinde sıvı kaybı oluşmadan ve genel   durum bozulmadan tedaviye başlanabildiğini vurgulayarak, &#8220;Günde 3&#8217;ten fazla sulu ishal, her beslenme sonrasında kusma, yüksek ateş, ağızdan sıvı alamama, ağız kuruluğu, idrar yapmama ve bilinç değişikliği gibi durumlarda ebeveynler vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır&#8221; sözleriyle uyarıda bulunuyor. <b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>Ağır tablolarda hastaneye yatış gerekebilir!</b><b></b></p>
<p>Gastroenterit tanısı genellikle çocuğun öyküsü ve muayeneyle konuyor. Bazı durumlarda, dışkı tahlili, kan testleri veya idrar tetkikleri gerekebiliyor.<b> </b>Tedavide<b> </b>temel amaç; vücudun kaybettiği sıvı ve elektroliti yerine koymak.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin, hafif tablolarda vücuttaki sıvı kaybının evde ağızdan sıvı takviyesiyle sağlanabildiğini belirterek, &#8220;Şiddetli tablolarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı tedavisi gerekir. Antibiyotikler sadece bakteri kaynaklı hastalıklarda kullanılır. Bu sebeple, bilinçsiz antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır&#8221; diyor. <b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>Bu önlemler hastalıktan koruyor! </b><b></b></p>
<p>Bazı basit önlemlerle çocukları gastroenteritten  korumanın mümkün olduğunu anlatan Dr. Giray Girgin,<b> </b>ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle özetliyor: &#8220;Ellerin sık sık sabunla yıkanması, sebze ile meyvelerin bol suyla iyi yıkanması, dışarıda satılan yiyeceklerden kaçınılması, temiz su tüketilmesi ve oyuncakların temizliğine dikkat edilmesi önemlidir. Ayrıca, rota virüs aşısı da güçlü bir koruyucu önlemdir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/cocuklarda-gastroenterit-tehlikesine-dikkat/2009/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 17:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çileğin Kalp ve Beyin Sağlığına Etkisi: Yeni Araştırmalar Ne Diyor?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/cilegin-kalp-ve-beyin-sagligina-etkisi-yeni-arastirmalar-ne-diyor.jpg" width="250"><br><p data-start="166" data-end="441"><strong data-start="166" data-end="441">Yeni bilimsel araştırmalar, çileğin yalnızca lezzetli bir meyve değil, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen ve bazı bilişsel işlevleri iyileştiren güçlü bir besin olduğunu ortaya koyuyor. Ancak, beyin sağlığına olan etkileri konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.</strong></p>
<p data-start="443" data-end="839">Son yıllarda beslenme bilimi çilek gibi antioksidan bakımından zengin meyvelerin sağlığa olan etkilerini daha yakından incelemeye başladı. <strong data-start="582" data-end="637">“Nutrition, Metabolism and Cardiovascular Diseases”</strong> adlı bilimsel dergide yayımlanan güncel bir çalışmada, çileğin özellikle <strong data-start="711" data-end="740">orta yaş üzeri bireylerde</strong> hem kalp sağlığını desteklediği hem de <strong data-start="780" data-end="825">bazı bilişsel işlevleri olumlu etkilediği</strong> ortaya kondu.</p>
<strong data-start="845" data-end="877">Kalp Sağlığında Çilek Etkisi</strong>
<p data-start="879" data-end="1171">Araştırma, çileğin içerdiği <strong data-start="907" data-end="957">polifenoller, antosiyaninler ve antioksidanlar</strong> sayesinde kardiyometabolik hastalıklar üzerindeki olumsuz etkileri azalttığını gösterdi. Özellikle <strong data-start="1057" data-end="1096">sistolik kan basıncının düşürülmesi</strong>, çileğin kalp sağlığını destekleyici etkilerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<strong data-start="1177" data-end="1226">Bilişsel İşlevler: Sınırlı Ama Olumlu Etkiler</strong>
<p data-start="1228" data-end="1472">Araştırmaya katılan <strong data-start="1248" data-end="1272">65 yaş üstü bireyler</strong>, 5 ay boyunca çilek içeren içecekler tüketti. Sonuçlara göre, çilek tüketimi <strong data-start="1350" data-end="1386">bilişsel işlem hızını artırırken</strong>, dikkat ve hafıza gibi diğer zihinsel becerilerde belirgin bir değişiklik saptanmadı.</p>
<p data-start="1474" data-end="1652">Araştırmacılar, bu sonuçların çileğin bilişsel işlevlere olumlu katkılar sağladığını ancak <strong data-start="1565" data-end="1622">bu etkinin sınırlı ve daha fazla araştırma gerektiren</strong> bir alan olduğunu belirtiyor.</p>
<strong data-start="1658" data-end="1717">Besleyici Değeri Yüksek, Özellikle Yaşlılar İçin Önemli</strong>
<p data-start="1719" data-end="1958">Uzmanlar, çileğin düzenli ve dengeli beslenme içinde yer alması gerektiğini vurguluyor. <strong data-start="1807" data-end="1873">Yüksek lif, C vitamini, antioksidan ve fitokimyasal içeriğiyle</strong> çilek, yaşlı bireyler başta olmak üzere herkes için destekleyici bir meyve olabilir.</p>

<p data-start="1962" data-end="2147">“Çileğin sağlık üzerindeki olumlu etkileri umut verici olsa da, özellikle beyin sağlığı üzerindeki etkileri için daha uzun süreli ve geniş kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.”</p>

<p data-start="1962" data-end="2147">
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/cilegin-kalp-ve-beyin-sagligina-etkisi-yeni-arastirmalar-ne-diyor/1988/</link>
<pubDate>Sun, 22 Jun 2025 19:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Havuz Keyfiniz Zehir Olmasın: Enfeksiyonlara Dikkat!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://mmhaber.com/images/haberler/havuz-keyfiniz-zehir-olmasin-enfeksiyonlara-dikkat.jpg" width="250"><br><p data-start="151" data-end="419"><strong data-start="151" data-end="419">Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen havuzlar, yeterince dezenfekte edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle klor düzeyi düşük ve hijyen kurallarına uyulmayan havuzlarda enfeksiyon riskinin yüksek olduğu konusunda uyarıyor.</strong></p>
<p data-start="421" data-end="796">Yaz sıcaklarının artmasıyla birlikte havuzlar serinlemenin en popüler yollarından biri haline gelirken, hijyen kurallarına uyulmayan havuzlar ciddi enfeksiyon tehlikeleri taşıyor. <strong data-start="601" data-end="715">Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş</strong>, özellikle çocuklar ve hassas bünyeler için riskin daha büyük olduğunu belirtti.</p>
<strong data-start="802" data-end="833">Klor Yetersizse Mikrop Ürer</strong>
<p data-start="835" data-end="1186">Doç. Dr. Diktaş, klorlamanın düzenli yapılmadığı, su sirkülasyonu yetersiz olan ve dış kaynaklı su sızıntısının görüldüğü havuzların; <strong data-start="969" data-end="1017">göz, kulak ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına</strong> yol açabileceğine dikkat çekti. “<strong data-start="1051" data-end="1082">Dışkı ile bulaşan mikroplar</strong>, ishal ve kusma gibi şikayetlerle kendini gösteren mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olabilir” dedi.</p>
<strong data-start="1192" data-end="1222">Bu Belirtilere Dikkat Edin</strong>
<p data-start="1224" data-end="1332">Havuza girdikten sonra ortaya çıkan şu belirtilerde bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti:</p>


<p data-start="1336" data-end="1368">Gözlerde kızarıklık ve sulanma</p>


<p data-start="1371" data-end="1397">Kulakta akıntı veya ağrı</p>


<p data-start="1400" data-end="1430">Mide bulantısı, kusma, ishal</p>


<p data-start="1433" data-end="1452">Ateş ve halsizlik</p>


<strong data-start="1458" data-end="1501">Enfeksiyondan Korunmak İçin Ne Yapmalı?</strong>
<p data-start="1503" data-end="1557">Doç. Dr. Diktaş’ın önerdiği korunma yolları ise şöyle:</p>


<p data-start="1561" data-end="1618">Havuza girmeden ve çıktıktan sonra mutlaka <strong data-start="1604" data-end="1616">duş alın</strong></p>


<p data-start="1621" data-end="1658"><strong data-start="1621" data-end="1647">Gözlük ve kulak tıkacı</strong> kullanın</p>


<p data-start="1661" data-end="1753"><strong data-start="1661" data-end="1679">Bezli çocuklar</strong>, havuza girmemeli; özel mayo kullanılıyorsa hijyeni sıkı takip edilmeli</p>


<p data-start="1756" data-end="1805">Kalabalık ve suyu durgun havuzlardan uzak durun</p>


<strong data-start="1811" data-end="1844">Güvenli Havuzlar Belgelenmeli</strong>
<p data-start="1846" data-end="2057">Son olarak havuzların sağlık açısından mutlaka <strong data-start="1893" data-end="1924">düzenli olarak denetlenmesi</strong> ve gerekli belgelerin görünür biçimde sunulması gerektiğini vurgulayan Diktaş, aileleri bilinçli havuz tercihi yapmaya davet etti:</p>

<p data-start="2060" data-end="2182">“Aileler, havuzun sağlık belgelerini sorgulamaktan çekinmemeli. Sezon başında en önemli tedbir, güvenli havuzu seçmektir.”</p>

<p data-start="2060" data-end="2182">
</p>					
									

				
				
					
									

							 
 ]]></description>
<link>https://mmhaber.com/havuz-keyfiniz-zehir-olmasin-enfeksiyonlara-dikkat/1987/</link>
<pubDate>Sun, 22 Jun 2025 18:00:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>